BÜTÜN LİSELER MESLEK LİSESİ OLSUN

Aklı yolun birse ve insanlar bir daha asla tadamayacakları gençlik yıllarını sıra-masa-tahta-test kitapları arasında heba ediyorlarsa acilen bir şeyler yapılmalıdır.

Ortaokul ve lisedönemleri kendimizi ve hayatımızı tanımaya çalıştığımız kritik dönemlerdir. Ne olduğumuz,
ilgi alanlarımızın ne olduğu, “Ne yaparsak kendimizi tam olarak gerçekleştirmiş oluruz?”
sorularına cevaplar aradığımız dönemlerdir o yıllar. Oysa bir daha asla geri gelmeyecek olan
bu kritik yıllar bol testli deli saçması bir yarış içinde ziyan olup gitmekte.

Hemen hemen hiç kimsenin memnun olmadığı bir kısır döngü ve bol şikayetli, bol
eleştirili, ama sıfır çözüm önerili bir sistem(!) içinde savrulup durmaktayız. Üniversite üçüncü
sınıfta olduğu halde “Ben yanlış yerdeyim” diyenlerden tutun, lisede ne olmak istiyorsun
sorusuna “Puanım neye yeterse onu” diyenlere kadar bilinçsiz bir karmaşanın içerisindeyiz.
Bir tarafta velilerin “Doktor-mühendis-avukat” saplantıları, diğer yanda öğrencilerin “En çok
para getiren meslek hangisi?” açmazları. Gözümüz ve kulağımız “Kaç netin var?” sorusuna
kilitlenmiş durumda.

Aslında yapılması gereken ilkokulda dört yıllık iyi bir takip ve izleme sonrası bütün
öğrencilerin meslek liselerine alınmalarıdır. Ortaokulu da içine alacak şekilde yeniden
düzenlenecek meslek liseleri öğrencilere birçok mesleki faaliyetin yanında, genel kültür,
Türkçenin güzel kullanımı ve toplumsal değerleri de sunmalıdır. Böylece çocuklar yüzlerce
mesleği açık büfe tarzında önlerinde görecek ve tanıma imkanına kavuşacaklardır. Usta olup
iş yeri açmak isteyene iş, gördüğü mesleği daha da ilerletmek isteyenlere proje yapmaları ve
projelerinin kabul edilmesi halinde üniversite yolu açılacaktır. Böylece şu anki sınav için
“Ezberle-unut” açmazından “Gör-bak-dene-yap” atılımına geçiş yapılmış olacaktır.

Üniversiteler meslek öğretme yerleri değildir. Üniversiteler belli bir mesleki altyapı ile
karşılarına gelmiş öğrenciye akademik düzlemde yeni üst düzey beceriler kazandırma
yerleridir. Örneğin üniversitedeki hoca fen lisesinden gelerek makine mühendisliği kazanan
ve “Vidaya çivi diyen” bir öğrenciye her şeyi sıfırdan anlatmak zorunda kalmaz. Ya da
Anadolu lisesinden gelen ve Türkiye derecesi yapmış bir tıp fakültesi öğrencisine serumun
nasıl takılacağını göstermek zorunda kalmaz.

Şöyle objektif bir bakış açısı ile bakarsak tüm liselerin meslek liseleri olması
durumunda ne kadar çok zaman ve enerji kaybını önleyeceğimiz açıktır. Çünkü tıp fakültesine
gidecek öğrenci tüm altyapısıyla meslek lisesinin sağlık bölümünden gelecektir. Makine
mühendisliği fakültesine gidecek öğrenci de yine aynı şekilde tüm altyapısı ile meslek
lisesinin makine bölümünden gelecektir.

O halde ne gençlerimizin hayatlarının en güzel yıllarını karartalım, ne de
üniversitedeki hocalarımızı zorlayalım. “Aklın yolu bir. Bundan böyle tüm liseler meslek
lisesidir” diye karar verdiğimiz andan itibaren işler yoluna girmeye başlar.

Elbette ve elbette en önemlisi rehberlik, rehberlik ve yine rehberlik. Hani şu hemen
hepimizin geçiştirdiği, ama asıl amaç olan “öğrenciyi tanıma” işinin çok ama çok önemli
olduğunu aklımızda tutalım. Çünkü lise döneminde öğrencinin kendini tanıması, ilgi ve
yeteneklerini öğrenmesi ve doğru meslek seçimi ancak ve ancak doğru bir rehberlikle
mümkün olacaktır.

Bütün önyargılarımızın kırılacağı, tüm liselerin meslek liselerine dönüşeceği,
öğrencilere kendilerini tanıma ve gerçekleştirme fırsatı verilerek iyi bir mesleki
yönlendirmenin yapılacağı o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!