DANIŞIKLI ALDATMACA

“İlk taşı hayatında hiç günah işlememiş olan atsın!” sözüne muhatap olsaydık acaba hangimiz elindeki taşı yere bırakır, hangimiz acımasızca atmaya devam ederdi? İşte bunun
adına sınav derler.

Hem de hayat sınavı. Sözleriyle, tutumlarıyla ve davranışlarıyla, karşı tarafa hayat hakkı tanımayanlar, doğru yapsa bile “yanlış yaptı” diye bas bas bağıranlar.
Ellerindeki taşları öldüresiye karşı tarafa fırlatanlar. Dürüstlük ve doğruluk abidesi olduklarını iddia edenler. Acaba ne kadar dürüstler? Gelin eli taşlı, sözü telaşlı, davranışı tumturaklı bu kişilere biraz daha yakından bakalım.

Eşinden boşanmış gibi yapıp, eşinin vasıtasıyla ölmüş kayınpederinin emekli maaşını yiyenler. Devletin verdiği bütün teşvikleri yakından takip edip işi kitabına uyduranlar.
Teşvikleri yatırıma değil ceplerine yönlendirenler.

Şimdilerde adeta bir furya haline gelmiş olan şu üstündeki malları çocuklarının üstüne yapıp devletten kimsesizlik ve yaşlılık aylığı alanlar. Haram, helal demeden devletten alabildiğinin azamisini alıp daha sonra ağız dolusu yöneticilere küfredenler. Sizce bunlar hangi ülkede yaşanıyordur? Efendim, …….duyamadım…Yaaa öyle mi? Bak sen…..
Hiç kimse kusura bakmasın. Eğer ille bakacaksa kendi kusurlarını şöyle bir göz önüne getirsin. Hele birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz şu
günlerde herkes söz ve davranışlarına dikkat etmelidir. Bir düzelme bekleyen önce devletten danışıklı dövüşle haksız yere aldığı paraları geri iade etsin. Vergisini az ödemek için alım
satımlarda hile yapmasın. Malın fiyatını alıcıya başka, devlete başka söylemesin.

Şu rutin haline gelmiş Cuma akşamları hocanın “Eğer benim elimden, dilimden, gözümden vb bir hata olduysa ben onların cümlesini bir daha yapmamaya….” diye devam eden, ama sonuçta hiçbir şey değişmeyen tövbe ettirmesi gibi olmasın. Eğer samimi isek doğru yönde adım atalım. Hiçbir şey birilerinin söylediği kadar çok iyi değil. Ama çok kötü de değil. Her şey bizim birey olarak bugün alacağımız karara, tutum ve davranışlarımıza bağlıdır. Yoksa öyle kendimizi değiştirmeden bir başkasından değişiklik beklemek kendi kendimizi aldatmaktır.

Doğru yönde davranışımızı değiştirmeden yapacağımız her eleştiri fanatik taraftarlarda belki, ama genel vicdanlarda asla karşılık bulmayacaktır.
Evet, değişime hemen başlayabiliriz. Örneğin ilk adım olarak da Edirne Kapıkule’ye götürerek göçmenlerden aldığımız o fahiş taksi ve otobüs paralarını iade ederek ya da salgını
bile fırsat bilip vatandaşa fahiş fiyata sattığımız maske ve dezenfektan paralarını geri vererek.
İnsanı düzelt devlet düzelir. İnsanı düzelt, dünya düzelir.

Kendimizi düzeltmeden hiç kimsenin düzelmeyeceğini bileceğimiz ve gereğini samimiyetle yapacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!