DEPREMLER SARSIYOR PEKİ…

DEPREMLER SARSIYOR PEKİ KENDİMİZE GELİYOR MUYUZ?

Hiç sanmıyorum. Olayları magazinleştirmede en ciddi olayda bile tutarsız yaklaşımlarda bulunmada, hatta işi tiye almada üstümüze yok. Bir de janjanlı siyaset gözlüklerini taktık mı vicdan, izan ve anlayış kaybolup gidiyor. Depremin olması yöneticileri eleştirmek için bir malzeme olmaktan öteye gidemiyor. Haydi bir an için biz de suçlayıcı düşünelim. Bütün faturayı yöneticilerimize keselim. Peki vatandaş olarak biz ne yaptık? Ne yapıyoruz?

Hemen söyleyeyim. Çoğumuz deprem sigortası konusunda zorunlu olmasına rağmen duyarlı değiliz. Asıl amacı depreme dayanıklı sağlam binalar yapmak olan kentsel dönüşüme kaç daire kopartırım mantığıyla bakıyoruz. İlk yardım konusunda nasıl bilgisiz ve duyarsızsak depremde yapılacaklar konusunda da çok bilgili değiliz. Bazılarınız içinizden “E bunu da ben mi düşüneyim? Devlet yapsın…” diyebilirsiniz. Peki devlet senin müteahhitle yaptığın pazarlığı nerden bilsin? İlk yardım ve deprem anında yapılacaklarla ilgili sürekli okullara ve resmi kurumlara yazılar gidiyor. Bunlar uygulanmadığı halde yasak savma kabilinden “uygulandı” diye bir de fotoğrafını çekip gönderiyorsak devlet buna ne yapsın? Devlet kim? Devlet sensin. Devlet benim. Devlet biziz.

Kendimize bakmadan başkasını görmek toplumsal bir sorun. Kirlilikten şikayet edenin evi, bahçesi ve kapısının önü nasıl acaba? Başkalarını yolsuzlukla suçlayanlar acaba vergilerini zamanında ve tam olarak ödüyorlar mı? Adam kayırmaya karşı çıkanlar “Ya senin oğlana/kıza ayarlarız bir şeyler” teklifi karşısında “Hayır istemem. Haksız yere başkalarının önüne geçmem…” diyebiliyorlar mı? “Adalet istiyoruz!” diyenler şahsi mal ve miras söz konusu olduğunda acaba nasıl davranıyorlar? Rüşvete şiddetle karşı çıkanlar “Ya falanca kişi senin işi şu fiyata çözer” dediğinde ne yapıyorlar acaba?

Başkalarını eleştirmek konusunda gösterdiğimiz titizliği kendimiz söz konusu olduğunda pek de göstermiyoruz. Asıl düzelmenin önce kendimizden başlayacağını ıskalıyoruz. En iyi kendimizin bildiğini zannediyoruz. Eleştirilere “senin bana garezin mi var?” mantığıyla bakıyoruz. (Belki de biz eleştirirken aynı şeyi yaptığımız içindir…) Tartışırken kırmızı çizgilerimiz var. Aşıldığında kabalaşmaya ve kavgaya hazırız. Sizce de değişmemiz gerekmiyor mu?

Depremler bizi sarsıyor. Artık bir kendimize gelelim. Öfkemiz aklımızın önüne geçmesin. İyiye iyi, kötüye kötü, eğriye eğri, doğruya doğru demesini bilelim. Birey olarak önce kendimizi toparlayalım. Toplum da bireylerden oluştuğuna göre düzelme de bu şekilde olacaktır. Düzelme isteyen ve bu isteğinde samimi olan önce kendinden başlasın.

Yapmamız gerekenleri hakkıyla yapacağımız, yapılmayan şeyleri yapılmış gibi göstermeyeceğimiz, …mış gibi davranmayacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!