DİLDE SADELEŞME

Bitmeyen tartışmanın hazin hikayesi. Eskiye bir reddiye, reddi miras ve çok uzun bir
zamandır mayalanan batı hayranlığının avucumuza bıraktığı acıklı sonuç. “Halka inmek ve
halk dilini kullanmak” gibi son derece haklı nedenleri olan dilde sadeleşme beraberinde
“basitleşmeyi” de getirdi. Sadeleşmek adına çok sayıda kelimeyi dilimizden atarken “İnsan
düşüncesi bildiği kelimelerle sınırlıdır” kuralını göz ardı ettik.

Bir ağacı bile çok derin ve çok fazla budadığınızda uzun bir süre kolay kolay meyve
alamazsınız. Sadeleşmek adına dilinizden çok sayıda kelime attığınızda düşüncelerinizi de
budamış ve sınırlandırmış olursunuz. Diğer yandan tarihsel süreç içerisinde dilin normal
akışına yapay bir müdahalede bulunmazsanız o dil farklı kültürlerden aldığı kelimelerle
zenginleşir. Örneğin bugün dünyanın en zengin dillerinden biri olarak kabul edilen İngilizcede
çok farklı dillerden kelimeler bulabilirsiniz.

Batıdaki sanayi devrimi sonrası kaydedilen teknolojik atılımlar karşısında çaresiz kalan
doğu dünyası, buna Osmanlı devleti de dahil, geri kalmışlığından kurtulmak için son derece
yüzeysel, bir o kadar da yanlış yollar seçti. Bu yanlış yollardan biri de dilde sadeleşmedir.
Sahip olduğumuz dili fakirleştirmek pahasına birçok kelime atıldı. Halbuki bu kelimeler
atılmadan parantez içinde anlamları yazılabilirdi. Böylece anlaşılmayı dilde fakirleşerek değil,
tam tersine daha da zenginleşerek sağlayabilirdik.

Şimdi ise avucumuzda kalan sınırlı sayıda kelime (çoğu zamanda buna argo ve küfür
de dahil) ile iletişim(!) kurmaya çalışıyoruz. Zaten okumayan bir toplum, sınırlı sayıda kelime,
üstüne üstlük argo ve küfür. Sonuç: “Hoş geldin Recep İvedik.” Üzülerek ifade etmeliyim ki
sadeleşirken basitleştik. Basitleştikçe sağlıklı diyaloglar kuramaz olduk. Kendini ifade
edememenin kızgınlığına karşı tarafın anlayışsızlığı da eklenince bu kez yumruklar ve kimi
zaman da mermiler konuşmaya başladı.

Dikkat edin en okumuşumuzda bile öfke kontrolü zafiyeti vardır. Bir kızsın da görün.
Sonra açsın ağzını yumsun gözünü de bir seyredin. İşte biz buyuz… Elbette böyle olmak
zorunda da değiliz. Günlük konuşmalarımıza sözlüğümüzden yeni öğrendiğimiz kelimeleri
dahil edebiliriz. Böylece kendini daha derin ve daha zengin ifade edebilmenin rahatlığını
yaşayabiliriz. Öfke kontrolünü öğrenebilir ve çocuklarımıza da küçük yaşta öğretebiliriz.
Çocuk eğitiminde bir kural vardır. Çocuğunuzla grameri düzgün ve anlamlı cümleler
kurarak konuşun. Böylece onun erken yaşlardan itibaren kişilik geliştirmesine ve kendini
düzgün bir şekilde ifade etmesine katkıda bulunmuş olursunuz. Yoksa çocuğun karşısında
çocuk gibi konuşmak ona bir şey katmaz. Zaten belli bir süre sonra şımarmaya başladığını siz
de fark edeceksiniz.

O halde “Halkın dilini kullanmak ve halk tarafından anlaşılmak” gibi güzel bir gaye ile
yola çıkılan dilde sadeleşme “dilden kelime atmak” şeklinde ya da çoğu zaman komik kaçan
“zorlama-uydurma” kelimeler kullanarak olmamalıdır. Bilinmeyen kelimelerin yanına
parantez içinde anlamlarını vermek de anlaşılmayı sağlar. Böylece düşünce ufkumuz genişler,
kendimizi daha rahat ifade edebilmenin huzur ve mutluluğunu yaşarız. Kendini daha rahat
ifade eden insan daha az öfkelenir. Daha az öfkelenen toplumlar daha huzurlu olurlar. Daha
huzurlu olan toplumlarda daha az psikolojik problemler yaşanır.

Dilde zenginleşmeyi gerçekleştirerek kendimizi daha rahat, daha iyi ifade edeceğimiz
o güzel, mutlu ve huzurlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!