DİNLEMEK BİR SANATTIR

Tıpkı konuşmanın bir sanat olduğu gibi, dinlemek de bir sanattır.

Konuşmacının sözünü bölmeden arada değişik örnekler de vererek katkıda bulunmak. Konuşmacıyla empati kurarak onu anlamaya çalışmak. Mümkünse sakin bir ortamda oturarak dinlemek. Dinlerken gözümüzü konuşmacıya çevirmek ve ellerimizi birleştirmek. Konuşmacı eğer karar vermekte zorlanıyor ve bizim de karar sürecine dahil olmamızı istiyorsa kısa kısa notlar almak. Kısacası dikkatimizi konuşmacıyı tam olarak anlamaya odaklamak.

Aslında birey ve toplum olarak dinlemeye gerçekten çok ihtiyacımız var. Üzülerek ifade etmeliyim ki çevremiz dinlemeden konuşan insanlarla dolu. Bir o kadar da kendisi dinlemediği halde başkalarının kendisini dinlemediğini söyleyerek yakınan insanlarla dolu. Dinledikten sonra konuşmak, konuşma süremizi kısaltacak, bizim makul ve isabetli tespitlerde bulunmamızı sağlayacaktır. Birçok yanlış anlamanın önüne daha başlangıçta geçilmiş olacaktır.

Etkin dinlemediğimiz zamanlarda, konuşma sonrası kendi kurgumuzu oluşturup o kurguyu yaşamaya başlarız ki savrulma da tam bu noktada başlar. Sonrasında ise zincirleme iletişim kazaları ve “Ben asla özür dilemem” mağrurluğu. Sonuçta da “Söylediklerimin (yanlış bile olsa) sonuna kadar arkasındayım” saplantısı.

Etkin dinleyerek birey ve toplum olarak birbirimizi daha iyi anlayabilir, aklın yolunda ve ortak çözümler etrafında daha kolay birleşebiliriz. Etkin dinleyebilmek için ise önyargılarımızdan arınmalıyız. Ön yargıyla etkin bir dinleme yapılması mümkün değildir. Hatta yüzde yüz doğruların bile yanlış yorumlanmaya doğru savrulması kaçınılmazdır.

Konuya diğer taraftan yaklaşırsak eğer konuşmacı etkin dinlenmek istiyorsa önyargı oluşturabilecek söz ve davranışlardan kaçınmalıdır. Başta kılık kıyafetimiz, seçtiğimiz kelimeler ve ses tonumuz olmak üzere dinleyici üzerinde olumlu bir etki bırakmalıyız.

Unutmayalım ki sempati duymak empati kurmamıza yardımcı olur. Hiç kimse itici bulduğu birinin karşısına oturup “Bakalım ne diyecek?” diye dinlemez. Dinlemek bir yana yüzünü bile görmek istemez. Yüzünü dahi görmek istemediğimiz, görünce yolumuzu değiştirdiğimiz birinin karşısına geçip onu dinler miyiz?

Başta bütün anne-babalar olmak üzere kariyerleri ve meslekleri icabı söz söyleme makamında olanlar buna özellikle dikkat etmelidir. Sözünün dinlenmesini isteyen önce kendisini imrenilecek duruma getirsin. Hem kılık kıyafetiyle, hem oturup kalkışıyla, hem de söz ve davranışlarıyla.

Etkin bir şekilde dinleyeceğimiz, etkin bir şekilde dinlenmek için de elimizden gelenin en iyisini yapacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!