HALDIR HALDIR HAYAT

“Çocuk ilkokula başlayacak, lise sınavları yaklaşıyor nerden kurs aldırsam, oğlum ilk
ona giremedi, seneye üniversite sınavı var, ev sahibinin kızı gelecekmiş evden çık diyor, bu ay
kartın limitini aşmışız, kayın validem yoğun bakımda yatıyor, arkadaşım trafik kazası geçirdi,
bu yaz yeğenimin düğünü var takıyı şimdiden hazırlayalım, kargodan paket gelmiş, ben
kahveye gidiyom…” ve daha bir çok alacak, verecek, gidecek, gelecek, kayıt olacak, aboneliği
başlatacak/sonlandıracak, hat taşınacak, eğer videoyu beğendiyseniz tıklanacak, vb…

Hayat haldır haldır gidiyor.

Peki siz hiç hayatınızda bir an, bir bahar günü, bir çiçeğin
önüne diz çöküp onu yakından incelediniz mi? Taç yapraklarına dokunup o yumuşaklığı
yüreğinizde hissettiniz mi? Sonra bakışlarınızı gökyüzüne çevirip gözlerinizle o uçsuz bucaksız
mavilikte yüzdünüz mü? Aldığınız nefesin, atan kalbinizin, çalışan organlarınızın mutluluğunu
tattınız mı? Var olmanın, hayatta kalmanın, nerede biteceği belli olmayan o ömür denen
sürenin kıymetini bildiniz mi? Ümitsize ümit, çaresize çare oldunuz mu? Ya da en azından
birini empati kurarak dikkatle dinlediniz mi?

Eğer yukarıdaki bütün sorulan sorulara evet diyorsanız siz çok şanslı, çok başarılı,
hayatın, evrenin ve Yüce Yaratıcımızın bilincinde olan bir insansınız. Eğer hayır diyorsanız ve
bu yazıyı okuduktan sonra da hayır demeye devam etme niyetindeyseniz hayat sizin için bir
koşturmacadan ibarettir. O koşturmacada bazen kendinizi odak noktası olarak görürsünüz.
Siz olmasanız sanki işler yürümeyecekmiş sanırsınız. Ama yürür. Sizden önce de yürümüştü,
siz olmasanız da yürüyecek.

O halde şimdi durun. Derin bir nefes alın ve fark etmeye başlayın. Kendinizi, çevrenizi,
diğer insanları ve evreni. Bütün bunları yaparken yüreğinizi devreye sokun. Sınırlı bilgimizin
her şeyi kavrayamayacağından emin olun. Her şeye ve her olguya sınırlı bilgimizin mantığıyla
değil gönül dünyamızın o uçsuz bucaksız zenginliğiyle bakın. O zaman üç boyutlu resimdeki
gerçek resmi göreceğiz. Hatırlayın ki bu resme bakarken sakin bir yere oturup konsantre
olmamız ve resme dikkatlice bakmamız gerekiyor.

Haldır haldır hayat bizi kendimize bırakmaz. Sürekli koşturmak zorundayızdır. Hatta
bazen öyle koştururuz ki doğru dürüst yemek yemeye bile fırsatımız olmaz. Atıştırırız. Hem
de çok da sağlıklı olmayan yiyecekleri yiyerek. Bunca koşturmada karşımıza engel çıktığında
ya da çıkarıldığında ise öfkeleniriz. Ruh sağlığımız da tehlike altındadır. Her an her şey olabilir
zeminindeyizdir artık. Hem bedenen hem de ruhen.

Aslında daha sakin, daha huzurlu, daha sağlıklı ve daha başarılı bir hayat mümkündür.
Yeter ki biz bir an olsun duralım ve düşünelim. “Ya ben ne yapıyorum kendime?” sorusunu
soralım. Gerisi kendiliğinden gelecek ve kendi kendimize yaptığımız iyiliğin ya da kötülüğün
farkına varacağız.

Unutmayalım ki tek bir şansımız var. O da bu hayat. Ebedi hayatımızın nasıl
şekilleneceği de şu anki hayatımızı nasıl yaşadığımıza bağlı.

Bir an olsun durup “Mola” diyeceğimiz, kendimize zaman ayırarak bu hayatı daha
anlamlı, daha huzurlu, daha sağlıklı ve daha başarılı yaşayacağımız o güzel ve mutlu günlere
beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!