HOBİLERİMİZ HASTALIK DEĞİLDİR

Tam tersi hobilerimiz hayatımıza anlam katan, kaliteli zaman geçirmemizi sağlayan ve
bizi hayata bağlayan en güzel uğraşlarımızdır. Bunun içindir ki insanlara üç hobi tavsiye
edilmiştir.

Biri zihnimizi geliştirmek için(satranç oynamak, kitap okumak, proje yapmak vb.),
ikincisi bedenimizi geliştirmek için(sporun herhangi bir dalıyla uğraşmak), üçüncüsü de
geçimimizi sağlamak için(sevdiğimiz bir mesleği yapıyor olmak). Bunlar olduğu takdirde
yaşam kalitemiz yükselir, hayattan aldığımız lezzet artar ve çevremize de yararımız dokunur.
Nasıl bir anlayıştır ki güzel olan şeylere kötü ve ters yaklaşıyoruz. Belki niyetimiz öyle
olmasa bile söylem düzeyinde yaptığımız yakıştırmalar çok da hoş değil. Örneğin güvercin
besleme hobisi olan birine “Abi adamın güvercin bakma hastalığı var”. Ya da balık tutmayı
seven ve sık sık balık tutmaya giden birine “Bak bunun da balık tutma hastalığı var”. Bizi
hayata bağlayan en güzel şeyleri “hastalık” olarak görmek çok da sağlam bir zihniyetin ürünü
değildir.

Değerlerin alt üst olduğu, iyi şeylere kötü olarak yaklaşıldığı, hemen her şeyin
menfaate kurban edildiği bir durum hepimize aklımızı başımıza toplamamızı emrediyor.
Değişim kaçınılmaz. Ya değişeceğiz, ya değişeceğiz. Dürüst davranmadan, bütün etik
değerleri yerli yerine koymadan, bozuk ağzımızı düzeltmeden varlığımızı uzun süre devam
ettirmek mümkün değildir. Hele hele hemen herkesin gözünün olduğu bir coğrafyada bu hiç
mümkün değildir.

Elbette sadece şikayet ederek bir çözüme varılamayacağı da açıktır. Bu yüzden mikro
düzeyde her bireye makro düzeyde tüm kurum ve kuruluşlara düşen sorumluluklar vardır.
Benim kişisel önerim mikro düzeyde herkes doğrulmaya ve bütün yiten ve alt üst olan
değerleri yerli yerine koymaya kendinden başlasın. Sonra da maddi ve manevi olarak bir
kişinin elinden tutsun. Makro düzeyde ise tüm yasalar ve yönetmelikler masum ve dürüst
vatandaşların canını, malını, hakkını, hukukunu, psikolojisini en üst düzeyde koruyacak
şekilde yeniden düzenlensin. Örneğin canı istedi diye biri çıkıp masum birini cadde ortasında
doğrayamasın. Ya da bir vekil çıkıp aslına küfredemesin.

Gelin öyleyse bugünden itibaren harekete geçelim. Önce kendimizden başlayarak
değişimi başlatalım. Sonra birinin elinden tutalım. Maddi ve manevi olarak yanında olalım.
Bunu da söz olarak ifade etmeyelim. Sadece davranış olarak gösterelim. Daha sonra
çevremizi de bu konuda teşvik edelim. En sonra da sorumlu bütün kurum ve kuruluşlara
zaman zaman yazılı, zaman zaman sözlü çağrılarda bulunalım. Bize kulak vermelerini
isteyelim. Topyekun iyi yönde değişim istediğimizi haykıralım. İşte o zaman bulutların
aralanıp güneşin güzel yüzünü göstermesi gibi her şey yerli yerine, olması gerektiği gibi ve
olması gerektiği şekilde yerleşecek. Ülke olarak geleceğe emin adımlarla yürüyecek gelecek
nesillere de hem maddi hem de manevi bakımdan son derece güçlü bir miras bırakacağız.

Hobilerimizi hastalık olarak görmeyeceğimiz, iyi şeylere misliyle daha iyi
yaklaşacağımız ve teşvik edeceğimiz, iyi yönde bir değişimi mikro ve makro düzeyde hep
birlikte başlatacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!