HUKUKUN KAYNAĞI

Kaynağını yazılı hukuki metinlerden aldığı kadar, örf, adet, inanç gibi yazılı olmayan
değerlerden de alan hukuk sisteminde zaman zaman “Hukuki ama etik değil” durumlarıyla
karşılaşıyoruz. Kanuna uygun denilen bazı durumlar etik olmadığı için vicdan sahibi insanların
vicdanlarını kanatmaya devam ediyor. Her şeyi “Ben merkezli” ele alıp her şeye bu şekilde
yaklaşanlar işlerini kitabına (Yani kanuna) uydurup çarklarını döndürüyorlar. Toplumsal
değerlerimizin kaybolup gitmesinde kanuni ama etik olmayan uygulamalar büyük rol
oynamaktadır.

Örneğin devletimiz hiçbir geliri olmayan yaşlı insanlara maaş bağlıyor. Bunu duyan ve
her şeye “Hmmm şimdi ben bundan nasıl nemalanırım?” diye düşünenler hemen harekete
geçiyor. İşi kitabına yani kanuna uydurma süreci başlıyor. Bu uydurma sürecinde parasal ya
da siyasal rant devşirenler de hemen topa giriyorlar ve diyalog başlıyor:
-Kardeşim bak yaşlı annen, baban var. Bunlara hemen maaş bağlatalım.
-İyi de onların toprakları ve malları var.
-Olsun, sen merak etme. İşi kitabına uydurucaz.

-N’apcaz peki?
-Bak şimdi annen baban mallarını senin ya da bir kardeşinin üstüne devretsin. Böylece
üstünde hiç mal görünmeyecek. Sen de fakir aylığı için müracaat edeceksin. Hatta bak
dilekçeni yazdım bile…
-Valla ne kıyak adamışsın be abi…
-Sen de bizi görürsün artık…
-Valla ne dersen yaparım….

Evet kanuni mi kanuni. Kitabına uygun mu uygun. Peki ahlaki ve vicdani mi? Asla
değil. Bir diğer örnek evli oldukları halde kağıt üstünde boşandı yapıp kadının ölmüş
babasının maaşını almaya devam etmesi. Örnekleri çoğaltmak ve listeyi uzatmak mümkün.
Üzülerek ifade etmeliyim ki masa başında oturarak ya da ithal ederek uygulamaya
koyduğumuz kanunların sahaya ve gerçek yaşama çok da uymadıkları ortaya çıkıyor. Yargı
reformu düşünülürken kanunların vicdana ve etik değerlere uygun olmasına çok, ama çok
dikkat edilmelidir. Hele hele hemen herkesin kişisel çıkar odaklı düşündüğü bir ortamda
kanuni boşluklara asla yer verilmemelidir.

Karar verici olan yargıçların vicdanları ve cüzdanları arasında kalmamaları için kendi
maaşlarını belirleme hakları olmalıdır.

Eğer adalet mülkün temeliyse ki öyledir, bu temelin çok çok sağlam olmasına dikkat
edilmelidir. İşimiz zor, ama imkansız değil. Yeter ki yürekten isteyelim ve gereğini yerine
getirelim.

Hepimizin yürekten “Hah tamam; şimdi adalet yerini buldu” diyeceğimiz o güzel ve
mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!