KARŞIMIZDAKİ İNSANA KENDİNİ KÖTÜ HİSSETTİRMEDE ÜSTÜMÜZE YOKTUR

KARŞIMIZDAKİ İNSANA KENDİNİ KÖTÜ HİSSETTİRMEDE ÜSTÜMÜZE YOKTUR

Şakalarımız bile öyledir. Karşımızdaki insan iki defa bir şeyi unutmaya görsün. İhtiyarlamasından gireriz, bunamasından çıkarız. Yıllar sonra gördüğümüz kişiye bile ilk sözümüz genellikle “Görmeyeli baya yaşlanmışsın” şeklindedir. Hele hele bir hatayı üst üste tekrarlarsanız yandınız. Saflıktan girilir “gerzeklik”ten çıkılır. Yüzünüze söylenmese bile gülüşler ve bakışlar bunu söyler. Çok soru sormaya da gelmez. “Bunu da mı bilmiyorsun?” bakışları altında ezilmektense soru sormaktan vazgeçersiniz. Kısacası kötü hissetmeniz için her şey itinayla yapılır. Artık siz böyle biri olmasanız bile psikolojik savunmaya geçer aynı duyguları karşınızdakine tattırmaya başlarsınız.

Aslında eğitim tam da burada başlıyor. Destekleyici. Güven veren. Bilemediğinde açıklayan ve yanında olan. Defalarca hata yapmasına müsaade eden. Karşısındakine kendini iyi hissettiren. Gülümseyen bir selamlamayla başlar her şey. Önemli olan öne çıkmak, başkalarını geride bırakmak değildir. Önemli olan insan olmak ve insanca yaşamaktır. Yaşarken öğrenmek, bildiklerimizi severek öğretmektir. Özgüven duygusunu desteklemek, “yapabilirim” inancını yerleştirmektir. Birlikte var olmanın sevincini yaşarken, birlikte başarabilme duygusunu tatmak ve tattırmaktır.

A,B,C yi öğretmeden önce bu davranışlar verilmeli çocuklara. Verilmeli ki yetişkin olduklarında da bu olumlu davranışları sürdürebilsinler. En ufak hata karşısında takındığımız bu acımasız tutum, eğer erken yaşlarda düzeltilmezse devam etme ihtimali yüksek. Böyle olumsuz tutumla yetişkin olunduğunda şu anda içinde yaşadığımız tablo ortaya çıkıyor. Örneğin trafikte insanlık hali dalgınlıkla yaptığınız bir hata karşısında kornalara basılır. Bazen camlar iner küf…ler atılır. Eğer karşılık vermeye kalkarsanız frene basılır. Hatta bazen aşırı durumlarda sopalar çıkar silahlar konuşur.

Peki tüm bu acımasızlık niye? Çünkü bize de öyle davranılmıştır. Belki çocukken sınıfta yaptığımız bir hataya herkes katıla katıla gülmüştür. Belki de öğretmenimiz hiç müdahale etmemiştir. Belki zaten herkes birbirine böyle yapıyordur. Eğer kendi aklı selimimizle, sağduyumuzla doğruyu bulamazsak kendimizin de öyle biri olması kuvvetle mümkündür.

Bu şekilde yetişen öğrenciler elbette şu an içinde yaşadığımız toplumu oluşturuyorlar. Eğer çocukken saygılı, özgüvenli, hoşgörülü, destekleyici, açıklayıcı, yol gösterici olarak yetişselerdi emin olun bambaşka bir toplumda yaşıyor olacaktık.

Tabi ki karamsarlığa gerek yok. Düzeltmeye bugün, hatta şimdi başlayabiliriz. Büyük, küçük muhatap olduğumuz herkese kendini iyi hissettirebiliriz. Destekleyici, açıklayıcı, yol gösterici ve hoşgörülü olabiliriz. Her şey güzel bir selamla başlar. Anlayış, hoşgörü ve “iyi ki varsın”la devam eder.

Birbirimize kendimizi çok iyi hissettireceğimiz, sevgi, saygı, hoşgörü ve anlayış dolu bir toplum olacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

 

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!