ÖĞRENME SIRASI

Lütfeni öğrenmeden istemeyi öğrenmek.

Teşekkürü öğrenmeden almayı öğrenmek. Kaşığı tutmayı öğrenmeden yiyecekleri, kalem tutmayı öğrenmeden okula gitmeyi öğrenmek.
Odasını toplamayı öğrenmeden, ödev yapmayı, ayakkabısını bağlamayı bilmeden sınavlardan yüksek not peşinde koşmayı öğrenmek. Hayat kurtaracak ilk yardım adımlarını öğrenmeden,
ödül almayı öğrenmek. Kibar konuşmayı öğrenmeden argo konuşmayı, tertip ve düzeni öğrenmeden savrukluğu öğrenmek. Yokluğu öğrenmeden zenginliği, sabrı öğrenmeden sonuç almayı öğrenmek. Kısacası tıpkı binanın temelini yapmayı öğrenmeden çatısını yapmayı ve binanın içine hangi lüks eşyaların konacağını öğrenmek gibi. Sizce de öğrenme sıramızda bir gariplik yok mu? Çocuklarımıza sizce bu yukarıdakilerden hangilerini öncelikle öğretiyoruz? Onlara bir şey isterken önce lütfen demeyi, bir iyilik gördüğünde ya da bir hediye aldığında teşekkür etmeyi öğretiyor muyuz?

Önce odasını toplamayı, kirlettiğini yıkamayı, yırtığını dikmeyi, ayakkabılarını bağlamayı en başta öğretiyor muyuz? Çocuklarımıza hayat kurtaran ilk yardım basamaklarını, tertipli ve düzenli olmayı veriyor muyuz? Varlığın kıymetini bilmesi için yokluğu tattırıyor muyuz?
Başarıya giden yolun sabırdan ve bıkmadan çalışmaktan geçtiğini gösteriyor muyuz?
Aslında üzülerek ifade etmeliyim ki çoğunluk olarak çocuklarımıza oyuncak bebek muamelesi yapıyoruz. Tıpkı kız çocuklarımızın oyuncak bebekleriyle oynarken A dan Z ye onların tüm ihtiyaçlarını karşılamaları gibi. Kendilerinin tüm ihtiyaçları anında karşılanan ve sürekli kendilerine bebek muamelesi yapılan çocuklarımız niye büyüsünler ki? Yaşları büyüse de onlar koca bebek olmaya devam edecekler. Çünkü anne-baba olarak bu davranışımızın karşılığı budur.

Oysa uzmanlar yaşları ne kadar küçük olursa olsun onlarla konuşurken bile “aguş, munuş, cuguş” şeklinde bebek dili kullanmayın diyorlar. Onlar her ne kadar anlamlı ya da anlamsız kelimelerle konuşmaya çalışsalar da bizim onlarla düzgün cümleler kurarak konuşmamızı öneriyorlar. Şimdi belki de bazılarınız içinizden “Hocam bırakın da çocuğumuzu mıncıklaya mıncıklaya, içimizden geldiği gibi konuşarak sevelim” diyebilirsiniz. Tabi ki yapabilirsiniz. Sonra da liseye geldiklerinde hep beraber “değerler eğitimi” vermeye çalışırız(!)…

Caddede yürürken geçip giden insanlara bir bakalım. Hepsi bir anne ve babanın evladı. Ve herkes aldığı eğitimi ve terbiyeyi yansıta yansıta yürüyor, konuşuyor, gülüyor, oturuyor, kalkıyor,alışveriş yapıyor. Eğer toplumun çizdiği şu anki tablodan hoşnutsanız diyecek bir sözüm yok. Ama eğer hoşnut değilseniz düzeltmek için harekete geçelim. İlk adım olarak da çocuklarımıza bir birey gibi muamele etmesini öğrenelim. Böyle yapmak asla sevgisizlik değildir. Onları ayakları yere sağlam basan dürüst, terbiyeli, çalışkan
ve saygılı yetiştiriyoruz demektir. Tam tersine sevginin, önemsemenin ve ileriyi görmenin ta kendisidir.

Öğrenme sırasına uyacağımız ve tüm eğitim sistemimizi de buna göre yeni baştan dizayn edeceğimiz o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!