YA BİTERSE

Öyle ya. Ya biterse ne yaparız? “Yardım dağıtıyorlarmış” Hücuuum. “Bitmeden
yetişelim.” “Bedava yemek veriyorlarmış.” Hücuuum. “Fazladan kap kacak alalım.
Doldurabildiğimiz kadar doldururuz. “Devlet kredi veriyormuş.” Hücuuum. “Ne veriyorsa
alalım. Bitmeden yetişelim.” “İyi de kardeşim senin şartların tutmuyor ki” “Ben muhtarla
konuştum. İşi kitabına uydurcaz” “Devlet malı mülkü olmayan yaşlılara aylık veriyormuş.”
Hücuuum. “Hemen pederle validenin üzerindeki malları bir kardeşin üstüne geçirelim. Maaşa
bağlatalım.

Hücum edenler aldı. Kimse de pek araştırmadı. Üstelik işin içine siyasi hesaplar girdi.
Gerçekten ihtiyacı olana sıra geldiğinde “Kusura bakma kardeşim bitti” dendi. Bu hep böyle
geldi, böyle gitti; eğer oturup düşünüp bir nefis muhasebesi yapmazsak böyle de gidecek.
Yüzsüzler en önde ve kaymak kapma yarışında. Kimseye el açmayan, dil dökmeyen en
sonlarda ve aldıkları tek şey “Kusura bakmayın bitti” sözü. Böylece “Ya biterse” korkusu
yediden yetmişe hepimizin, genlerine yerleşti. Ve sonuç: “Devlet randevu vererek aşı
yapıyor. Bak senin randevun saat 16:00 da. Sen gelmişsin saat sabahın dokuzunda amca yazık
değil mi?” Amca içini çekerek “Olsun be evladım, ben beklerim. Bakarsın bitiverir.”
Hücum ettik, yağmaladık bitirdik. Gerçek ihtiyaç sahiplerine bir şey bırakmadık. Hatta
aklımıza bile gelmedi. Kendi çıkarına doğru hücum edenin aklına kim gelir ki? Bizim işimiz
olsun, çarkımız dönsün. “Onları da ben mi düşüneyim kardeşim, devlet düşünsün”
vurdumduymazlığı. Halbuki devlet kim? Devlet sensin, devlet benim. Devlet, devlet adına
görev yapan herkes. Her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Uygulama zincirinin son halkası
vatandaştır ve ilk halkadan son halkaya kadar herkesin üzerine düşen sorumluluklar vardır.
Kendi yerine getirmesi gereken görevi ihmal ederek başkalarını suçlamak en hafif tabirle
ucuzculuktur.

Öyleyse hücum etmeyeceğiz. Hakkımız olmayanı almayacağız, yağmalamayacağız. İşi
kitabına uydurmayacağız. Dürüst olacağız. Gerçek ihtiyaç sahiplerini düşüneceğiz. Böylece
bitenler bitmemeye hatta artmaya başlayacak. Çünkü ihtiyacımızdan fazlasını almazsak emin
olun hepimize yeter.Bencillik toplumu harap eden bir hastalıktır. Bencillik yapan insanları göre göre içinde
paylaşımcılık olan insanlar da olumsuz etkilenmeye, onlar da haklı olarak kendilerini korumak
adına bencilleşmeye başlarlar. Halbuki paylaşımcı olursak ve bunu topluma yaymaya
çalışırsak, bu kez bencil insanlar olumlu yönde etkilenmeye başlayacaklardır. Hatta içlerinden
gelmese bile dışlanmamak adına “paylaşımcı gibi” görünmeye çalışacaklardır.
Şurasını hep aklımızda tutalım ki tüm problemlerin çözüm anahtarları da elimizde. Biz
istersek olur. Bakmak istersek görür, çözmek istersek çözeriz. Tek engelimiz ilk adımı atan
olmak korkusu ya da “enayi yerine konma” duygusu. Halbuki gittiğimiz yoldan eminsek bu
korkular gereksiz ve bu duygular yersizdir. Karşımıza çıkan ya da çıkarılan her engel de bizim
için ancak bir basamaktır.

Eğer bizler de bir gün “Kusura bakma kardeşim bitti” cevabıyla karşılaşmak
istemiyorsak ihtiyacımızdan fazlasını almayacağımız, paylaşımcı olarak başta çocuklarımıza ve
yakın çevremize örnek olacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!