BEYAZ IŞIK

Değil uzunları, kısaları yakmış olsa bile bazen gözünüzü kapatmak zorunda
kalıyorsunuz. Gecenin karanlığından çıkıp gözünüze batıyor. Belki kullanan için gideceği yolu
gündüz gibi aydınlatıyordur, ama karşı tarafın görüş açısını karanlığa gömüyor. Birilerinin
lüksü diğerlerinin karanlığı oluyor.

Sizce kaç kişi lükse ve rahata doğru koşarken nelere yol açtığının farkında? Örneğin
evimize aldığımız lüks bir eşyanın artçı yansımalarını kaç kişi aklına getirdi? Evimize gelen
misafirlerin hayranlıkla baktığı “Aaa ne güzel!” dediği o lüksün başka bir ailenin felaketine
sebep olabileceğini hiç düşündük mü? İsterseniz gelin bir beyin fırtınası yapalım. Evimize
gelen bütün komşularımızın ya da konuklarımızın o lüks eşyayı alma gücü var mı? Eğer yoksa
ve içlerinden biri maddi gücü olmadığı halde o eşyaya sahip olmak için kendini ya da eşini
zorlasa ne olur? Belki bir tartışma, belki bir kavga, belki de bir boşanma…

Toplumsal değerlerimiz de bu lüks ve rahat yaşam tutkusunun kurbanı değiller mi?
Sizce kaç kişi bir araba, bir ev ya da bir eşya ya da bir giysi alırken toplumun geri kalan kısmını
düşünüyor? Üzülerek ifade etmeliyim ki çok da kimsenin umurunda değil. Hatta bazen çok
küçük çıkarlar karşısında insanların doğruluktan nasıl taviz verdiklerini görünce hayretler
içinde kalıyorsunuz.

Çok net bir şekilde ifade etmeliyim bizi biz yapan tüm toplumsal değerlerin yerine
maddi çıkarları yerleştirmek bindiğimiz dalı kesmektir. Gelin hep beraber düşmeden tehlikeyi
fark edelim ve bu kesimi durduralım. Bunu durdurmanın yolu da inandığımız değerler
doğrultusunda bir yaşam şekli oluşturmaktır.

Aldığıyla, verdiğiyle, giydiğiyle, oturmasıyla, kalkmasıyla, konuşmasıyla davranışıyla
bir tarz ortaya koymak topluma verebileceğimiz en anlamlı mesaj olacaktır. Dışımız
olabildiğince sade, iç dünyamız ise olabildiğince zengin. Sade bir yaşam şekli, sağlam bir
mücadele ruhu, zengin bir zihin ve gönül dünyası her birimizi hem ruhen hem de beden daha
sağlıklı ve daha güçlü kılacaktır.

Kolay ve lüks bir yaşama alışanlar mücadele ruhlarını kaybederler. Bu yüzden tarih
zorluklarla mücadele etmeyi bir yaşam şekli haline getirenlerin başarıları; rahat ve lüks bir
yaşam seçenlerin ise yenilgileri ile doludur. Kısacası zorlukla mücadele, yardımlaşma ve
paylaşım zafere, lüks ve rahat arayışı ise yenilgi ve bitişe götürür.

Öyleyse gelin arabamızın farından evimizdeki ışığa, giysilerimizden evimizdeki
kullandığımız eşyaya kadar toplumcu düşünmeye, empati kurmaya özen gösterelim. Bir
tehlikeyi fark edebilmenin faturası bir kaza geçirmek olmasın. Toplumsal değerlerin farkına
varabilmenin faturası toplumsal felaketler olmasın. Bunları şimdiden fark etmek ve önlem
almak varken ağır faturalar ödemek zorunda kalmayalım. Geçici çıkarlar uğruna kendimize,
başkalarına ve çevremize kalıcı zararlar vermeyelim.

Aldığımızla, verdiğimizle, konuşmamızla, davranışlarımızla, giyimimizle, eşyalarımızla
toplumcu, paylaşımcı, empati kurucu bir tarz sergileyeceğimiz o güzel ve mutlu günlere
beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!