BOŞ BİRA KUTULARI

En güzel orman alanlarında, en güzel pınar ya da çeşme başlarında, şehri en güzel
gören havadar tepelerde, bir göletin, gölün ya da denizin kıyısında, kısacası doğanın
bahşettiği en güzel yerlerde görürsünüz onları. İçilmiş ve fırlatılıp atılmıştır umarsızca ve
pervasızca. Boş bir eldiven gibi işi bitmiş ve atılmıştır güzelliğin suratına. Tabiat güzelliklerinin
en kalın kaymağını yiyen ve bu güzellikleri kirleten bir zihniyetin temsilcisidir bu boş bira
kutuları. Aslında bu boş kutular aldığımız eğitimin, kültürel alt yapımızın, manevi
değerlerimizin ve iç dünyamızın da ne kadar boş olduğunu haykırırlar yüzümüze.
Bu boşluk okula diploma için gitme boşluğudur. Bu boşluk adam kayırma boşluğudur.

Bu boşluk tüm değerlerin maddeye ve siyasete kurban edilme boşluğudur. Bu boşluk tarih
boşluğudur. Bu boşluk nerden geldiğini ve nereye gideceğini bilememe boşluğudur. Bu
boşluk hemen hiçbir şeyi ciddiye almama boşluğudur. Bu boşluk edep ve adalet boşluğudur.
Bu boşluk haksızlık karşısında suskun kalma boşluğudur. Kısacası bu boşluk kendi söz ve
davranışlarımızla çizdiğimiz ve adına hayatımız dediğimiz o boş resmin boşluğudur.

Boş bir hayat yaşamak ne kadar acı. Sadece yiyen, içen, kirleten, bozan olmak ne
kötü. Ama böyle olmak zorunda değiliz. Hayatı anlamlı ve dolu dolu yaşamak bizim elimizde.
Ve bir gün karar veririz. O boş kutuları atıldıkları yerlerden tek tek toplarız. Yaptığımız her
şeye bir anlam ve değer katarız. Cesaretimizi toplar doğruları haykırır ve hep birlikte doğru
işler yapmaya başlarız. Doğru bildiğimiz yolda yürürken korkmamayı, yürüdüğümüz yoldan
çıkmamayı öğreniriz. Yılmamayı öğreniriz. Yıkan ve bozanlara inat tekrar tekrar yapmayı ve
en az onlar kadar cesur olup yanlışa “DUR” demeyi keşfederiz.

Gelin hepimiz vicdanlarımıza şu keskin soruyu soralım: Hiçbir etki altında kalmadan
doğruya doğru, eğriye eğri deme cesaretimiz var mı? Eğer varsa ve bunu yapıyorsak sorun
yok. O boş kutular en kısa zamanda o güzel yerlerden temizlenir ve bir daha atılmaz. Eğer bu
soruya hayır yok diyorsanız, bu cesareti elde edene kadar bu boşluğa ve kirliliğe katlanacağız.
Eğer bir sabah kendimizi kapımızın önünü temizliyor olarak bulursak değişim başlamış
demektir. Kendimizden ve kapımızdan başlayan bu değişim dalga dalga tüm toplum
katmanlarına yayılacaktır. Etrafımızı daha yeşil, piknik alanlarımızı daha temiz
göreceğimizden emin olabilirsiniz. Hayatımızdaki o boşluk bitecek ve o boş bira kutuları da
artık o en güzel tabiat harikası olan yerleri kirletmeyecektir.

Çevremizde gördüğümüz olumlu ya da olumsuz her şeyin kendimizle organik bir
bağlantısı olduğunu göreceğimiz ve buna göre yaşantımızı düzenleyeceğimiz o güzel ve mutlu
günlere beraberce el ele.

Önemli Hatırlatma: Sakın bir kişiyim demeyelim. Milyarlar da tek tek birlerin bir araya
gelmesiyle oluşuyor

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!