DEVLET TERBİYESİ DEVLET CİDDİYETİ

Zenginlik anlamında da kullanılan devlet kelimesinin asıl manası sistematik işleyen bir
düzen, terbiye ve disiplin demektir. Çok gevşek toplumlarda kulağa pek de hoş gelmeyen
disiplin, terbiye ve ciddiyet aslında hayatın özüdür. Nasıl ki bilimsel bir çalışma, yöntem
sistematiği disiplin ve araştırma gerektiriyorsa devlet yönetimi de sağlam bir sistematik
disiplin ve ciddiyet gerektirir. Tarihte çok az sayıdaki millet bu devlet disiplini ve ciddiyeti ile
imparatorluk kurabilmişlerdir. Bunlardan bir tanesi de Türk milletidir.

Disiplin ve terbiye hem bilimsel çalışmaların, hem de devlet yönetiminin temelidir. Bu
ikisi olmadan ne milli kültürümüzü ne de kurum kültürümüzü korumak mümkün değildir.
Disiplin ve terbiye herkesin işini düzgün ve zamanında yapması konusunda yol gösterir. Bu
ikisinin olmadığı yerde laçkalık ve düzensizlik başlar. Laçkalık ve düzensizlik istikrarsızlığa,
istikrarsızlık gerilemeye, gerileme de yıkıma götürür. Bu durum bütün bireyler, bütün
toplumlar ve bütün devletler için geçerlidir.

Disiplin makul ve mantıklı kurallar bütünüdür. Terbiye ise nesilden nesile eğitim
yoluyla aktarılan deyim yerindeyse milli ve manevi genlerimizdir. Ciddiyet ise olaylara ve
hayatın kendisine karşı gösterdiğimiz saygın duruşumuz ve tavrımızdır. Bu özellikler bir
insanda varsa o insan, bir toplumda varsa o toplum gelişmeye, kalkınmaya başlar. Bu
kalkınma her alana ve her kuruma sirayet eder.

Üzülerek ifade etmeliyim ki günümüzde giyimimizden davranışlarımıza, sözümüzden
özümüze, alış-verişimizden eğitimimize kadar birçok alanda bir vurdumduymazlığın içindeyiz.
Evin içinde disiplini bir kenara attık çocuklarımız evin patronu oldular. Kıyafet disiplinini bir
kenara attık görüntümüz per perişan. Liyakatı bir kenara attık selamla, referansla adamına
göre iş ayarladık. Üç günlük sakal, beş günlük gömlek, yırtık giysiler sıradanlaştı. Etrafta çok
da imrenilecek kimseler görünmüyor. Zaten pek de kimsenin umurunda değil.
Tablo üç aşağı beş yukarı böyle ve pek de iç açıcı değil. Elbette bu tabloyu tersine
çevirmek ve her şeyi yerli yerine oturtmak yediden yetmişe hepimize düşen siyaset üstü bir
görev. Bu görevimizi içtenlikle yerine getirmeli aksayan yönleri birlikte düzeltmeliyiz.
Suçlayıcı bir dil kullanmadan çözüm odaklı düşünerek problemlerimize sağlıklı yaklaşımlar
getirmeliyiz.

Başına bir felaketin gelmesini beklemeden tedbir almak akıllı bireylerin ve toplumların
işidir. Binalarımızı, deprem çantamızı deprem olmadan hazırlamalıyız. Trafik kurallarına bir
kaza geçirmeden önce uymalıyız. Sınavlarımıza önceden hazırlanmalı, sağlığımızı hasta
olmadan önce korumalıyız. Sözlerimize ilişkilerimiz bozulmadan dikkat etmeliyiz. Yangını
çıkmadan önlemeliyiz. Kısacası birey ve toplum olarak kötü duruma düşmeden önce
tedbirlerimizi almalıyız.

Devlet disiplinini, ciddiyetini içtenlikle benimseyeceğimiz, sağlam, dürüst, adil,
güvenilir, araştırıcı, daha çalışkan ve daha üretken bir toplumu birlikte kuracağımız o güzel ve
mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!