ERSOY: SÖZDE SOYKIRIM KESİNLİKLE GERÇEK DIŞI

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, ABD Başkanı Biden’in gerçekleri çarpıtarak yaptığı sözde soykırım açıklamasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Türk milletinin tarihinin hiçbir döneminde karanlıkta kalmış, utanç duyacağı, hesabını veremeyeceği bir alan ve dönem olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Ruhi Ersoy, “Tarihimizin her dönemi ile yüzleşmek bir yana, onu başımızın üstünde büyük bir gururla taşıyoruz ve ömrümüz boyunca da taşımaya devam edeceğiz. ABD Başkanı Biden’in açıklamasından cesaret alarak, gerek geçmiş dönemlerde ‘sözde soykırımı’ varmış gibi gören, göstermeye çalışan sözde siyasetçi, akademisyen, sanatçı, gazeteci gibi unvanlarının arkasına sığınan çürük zihniyetli vatandaşlarımızı da (!) görüyoruz” diyen MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, sosyal medyadan yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Ülkemizde yıllardır ABD Başkanının 24 Nisan’da yapacağı konuşmada 1915 yılında yaşananlar için kullanacağı ifadeyi merakla beklenir, söz konusu olayları nasıl nitelendireceği dikkatle takip edilirdi.
ABD Başkanı Biden dün 1915 yılı olayları için ‘soykırım’ ifadesini kullanmıştır.
Soykırım ifadesini ilk defa kullanan ABD Başkanı olan Biden’in, yaşananların kesinlikle ‘soykırım’ olmadığını en iyi bilen ABD’lilerdendir.
Zira; 19 Mayıs 1985’te ABD’nin prestijli ve saygın 69 tarihçisi Kongre mensuplarına yazdıkları mektupta bunu açıkça ifade etmişlerdi.
New York Times ve Washington Post gazetelerinde yayınlanan ve Bernard Lewis, Stanford Shaw, Heath Lowry, J.C Hurewitz gibi otorite isimlerinde imzası bulunan mektupta;
‘Soykırım’ tasarısına karşı çıkılmış, Türklerin Ermenilere ‘soykırım’ yapmadığı ilân edilmiştir.
Söz konusu mektubun muhataplarından birisi de o dönem senatör olan bugünün ABD Başkanı Biden’dir.
TARİHSEL GERÇEKLERLE ÇELİŞİYOR
Diğer taraftan uzun yıllar gerek Türkiye, gerek bölgemizle ilgili çok çeşitli görevler yapan Biden’in bu önemli meselede aldığı pozisyon, tarihsel gerçeklerle çelişmektedir.
Hangi milletten, hangi dinden olursa olsun objektif bir gözle bakan herkes bilir ki; Türklerin binlerce yıllık devlet kültürünün hiç bir döneminde bırakın ‘soykırımı’, hiç bir canlıya zarar vermemek üzerine kurulmuş köklü bir devlet geleneği, ahlâki bir millet yapısı vardır.
Türkiye Cumhuriyeti, yıllardır süregelen tartışmalar içinde konuya ilişkin olarak arşivlerini ilgililere açmaya hazır olduğunu, yine bu konuda başta Ermenistan olmak üzere her ülkenin meseleye aynı şeffaflıkla yaklaşmasını istemekte iken, bugüne kadar karşılıksız kalmıştır.
KARA ÇALINMAK İSTENİYOR
Buna rağmen başta ABD olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde faaliyette bulunan Ermeni lobilerinin etkisiyle, Türk milletine ve dönemin Türk devletine hak etmediği bir ‘kara çalınmak’ istenmektedir.
Aynı ‘kara’ daha 1919-1921 yıllarında da çalınmak istemiş, ancak tutmamıştır
Özellikle Türkiye’den Malta Adası’na götürülen pek çok aydın ve siyasetçi İngiliz Kraliyet Savcılığı tarafından yapılan yargılama sonucunda Ermeni meselesinden de beraat etmişlerdir.
Olaylar üzerinden kısa bir süre sonra yapılan yargılamalarla 1915 hadiseleri incelenmiştir.
SÖZDE SOYKIRIM KESİNLİKLE GERÇEK DIŞI
Döneme ilişkin başta İngiliz ve ABD arşivlerinden de yararlanılarak yapılan, tarafsızlığı ve hukuki meşruiyeti tartışmalı olan bu yargılamalar bile göstermiştir ki bugün sözde ‘soykırım’ olarak nitelendirilen hadiseler kesinlikle gerçek dışıdır.
Diğer taraftan 1. Dünya Savaşı’nda Türk Ordusu milleti ve devleti adına cephede ölüm kalım savaşı verirken, Hınçak ve Taşnak Ermeni terör örgütlerinin organize ettiği ‘Ermeni İsyanı’ baş göstermiş, cephe gerisinde sivil halka Ermeni çeteler tarafından katliamlar yapılmıştır.
McCART’Y’NİN ERMENİ İSYANI TESPİTİ
Konuya ilişkin objektif çalışmaları bulunan ve alanında önemli bir otorite olarak gösterilen ABD’li tarihçi Justin McCartiy; ‘Ermeni İsyanı’nın asıl merkezinin askeri stratejik noktalar olduğuna işaret ederek, bunların seçimlerinin tesadüflere bağlanamayacağını’ belirtmiştir.
TÜRK ULUSU ORTADAN KALDIRILMALI DİYEN ERMENİLER
Daha Osmanlı Devleti savaşa girmemişken, Taşnaksutyun yayınladığı bildiride; ‘Ya biz ya da onlar!.Dünya bu felaketten kurtulmalı, evrenin rahatlığı ve sükuneti için Türk ulusu ortadan kaldırılmalıdır. Bizler başımız dik ve zafere olan inancımızla beklemekteyiz’ demiştir.
Dönemin en önemli Ermeni partilerinden olan Taşnaksutyun’un bu bildirisi bile tehcire neden olan hadiselerin zeminini anlaşılması için yeterlidir. Ayrıca yaşanan pek çok acı hadise tehciri zorunlu kılmıştır.
TEHCİRİ UYGULAYAN İLK VE SON ÜLKE TÜRKİYE DEĞİL
Gerektiğinde tehciri uygulayan ilk ve son ülke de Türkiye değildir.
2. Dünya Savaşı’nda ABD ile Japonya arasında çatışmalar başladığı zaman; ABD, Pasifik kıyısında bulunan Japon asıllı vatandaşlarını, güvenlik nedeniyle Wyoming, Colorado, Arkansas ve California çöllerine nakletmiştir.
Bu nakil öncesinde, Japonların herhangi bir eylemi olmamasına rağmen, ABD tarafından potansiyel tehlike olarak görülmüşler ve böyle bir nakile, diğer bir ifadeyle tehcire maruz kalmışlardır.
Söz konusu nakil sırasında binlerce Japon hayatını kaybetmiştir.
Başta ABD olmak üzere, sözde Ermeni soykırımını tanıyan ülkelerin tarihlerinde utanç duyulacak gerçekler vâki iken, Osmanlı’nın son derece haklı gerekçelerle ve dönemin şartları içinde başarı ile gerçekleştirdiği tehciri ‘soykırım’ olarak nitelendirmeleri kabul edilemez!
TÜRK MİLLETİNİN UTANÇ DUYACAĞI BİR DÖNEM YOK
Türk milletinin tarihinin hiçbir döneminde karanlıkta kalmış, utanç duyacağı, hesabını veremeyeceği bir alan/dönem yoktur. Tarihimizin her dönemi ile yüzleşmek bir yana, onu başımızın üstünde büyük bir gururla taşıyoruz ve ömrümüz boyunca da taşımaya devam edeceğiz.
Diğer taraftan gerek Biden’in açıklamasından cesaret alarak, gerek geçmiş dönemlerde ‘sözde soykırımı’ varmış gibi gören, göstermeye çalışan sözde siyasetçi, akademisyen, sanatçı, gazeteci gibi unvanlarının arkasına sığınan çürük zihniyetli vatandaşlarımızı da (!) görüyoruz.
Türk vatandaşı olupta, Türk ve Türkiye düşmanlığını açıkça ifade edemeyenlerin, Ermeni lobileri ile aynı noktada buluşmaları onlar adına acınası bir durumdur.
En azından böylesi hassas bir konuda hamâset ve siyaset yerine; hakikatin safında yer alamamaları onlar adına utançtır.
TEHCİR SAYESİNDE BUGÜN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VAR
Son olarak; devletimizin bekâsı için o günkü idarecilerimizin büyük bir basîret ve dirâyetle uyguladıkları tehcir sayesinde bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti vardır ve ilelebet var olacaktır.
Bunun bedel ödeyen tüm geçmişlerimize rahmet olsun.”

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!