HAYATI ANLAMLI KILAN ŞEY

Yemeği lezzetli kılan açlık, kavuşmayı anlamlı kılan ayrılık, sadakati anlamlı kılan
ihanet, cesareti anlamlı kılan korkaklık, gücü anlamlı kılan zayıflık, zenginliği anlamlı kılan
fakirlik, merhameti anlamlı kılan zalimlik, barışı anlamlı kılan savaş, paylaşımı anlamlı kılan
bencillik, baharı anlamlı kılan kış, işi anlamlı işsizlik, iyiliği anlamlı kılan kötülük, hayatı anlamlı
kılan ise ölümdür.

İlk bakışta “bunlar niçin var ki?” dediğimiz ve kimi zaman isyan ettiğimiz
olumsuzluklar evrensel sistemi tamamlayan parçalardan başkası değildir. Biraz sakin bir
kafayla durup düşündüğümüzde ve “hakikat bakış açısı” ile baktığımızda mükemmel bir
sistemin işlediğini görürüz. İsyanımız, göz yaşlarımız ve bazen Yüce Yaratıcımızı gücendirecek
söz ve davranışlarımız sistemin işleyişini, durum ve olayların iç yüzünü bilememizden
kaynaklanır.

Hepimiz defter kitap açık bir sınav oluyoruz. Tıpkı bazen bazı öğretmenlerimizin bu
şekilde sınav yaptıkları gibi. Sorulan soruların mantığını çözemezsek defter ve kitabın
önümüzde açık olması pek bir şey ifade etmiyor. Bazen de sınav kağıdında kalem
oynatamadan zil çalıyor, süre bitiyor ve bomboş bir kağıdı teslim etmek zorunda kalıyoruz.

Nasıl ki verilen akıl nimeti insanoğlunu diğer canlılardan üstün kılıyorsa düşünerek
doğru cevabı bulma sorumluluğunu da bize veriyor. Aklı çıkardığımızda metabolizma olarak
hayvanlardan çok da farklı görünmüyoruz. Hatta fiziksel olarak kıyasladığımızda çok daha
narin ve güçsüzüz. Bizi güçlü kılan, aynı zamanda da sorumluluk yükleyen aklımızdır. Bize aklı
veren Yüce Yaratıcımız gökyüzünü ve yer yüzünü defter-kitap gibi önümüze sermiş bizi sınav
yapıyor. İlk soru da Yüce Yaratıcımızı bulmakla ilgili.

Usta eserinden belli olur. Biz ustayı görmesek de eserini görerek “Bunu bir usta
yapmış” deriz. Hele hele çok az bulunan nadide bir tarihi eser karşısında “Bunu yapan ustaya
hayranım” diye övgülerde bulunuruz. Halbuki en büyük eser milyonlarca yıldır tepemizde
alev alev yanarak boşlukta duran güneştir. Halbuki en büyük eser altımız fokur fokur
kaynayan maden, üstümüz milyonlarca derece sıcaklıktaki güneş olduğu halde bu ikisi
arasında şırıl şırıl akan dereler, yemyeşil ormanlar, masmavi okyanuslar ve saymakla

bitiremeyeceğimiz türlü türlü yiyeceklerdir. Uzayın uzayıp giden o sonsuzluğunu, milyonlarca
yıldız sistemi ve galaksileri saymıyorum bile.

Bir esere bakarak bunu yapanın bir usta olduğunu düşünebilecek tek canlı
insanoğludur. Örneğin bir file ya da bir sincaba tarihi bir eser ne ifade eder? Dünyada eşi
benzeri olmayan mükemmel bir ustalıkla tıraşlanmış nadide bir elması bir maymunun
avucuna bıraksanız sizce ne yapar ve nasıl bir tepki verir?

O halde bir sınavda olduğumuzu hep aklımızda tutalım. Yaşadığımız olumsuzlukların
bizi doğru cevaba götüren ip uçları olduğunu görelim. Ömrümüzü iyilikler ve güzellikler içinde
geçirelim. Karşımıza çıkan olumsuzlukların iç yüzlerini görelim. Müdahale ederek olumlu
yönde değiştirebiliyorsak değiştirelim. Değiştiremeyeceğimiz durumlar karşısında metanetle
kaldığımız yerden devam edelim.

Olayları sadece yüzeysel değil, üç boyutlu resimler gibi derinlemesine bakarak
değerlendireceğimiz, resmin içindeki diğer gizli resimleri görebileceğimiz o güzel ve mutlu
günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!