KÜÇÜK MEKANLARDAN BÜYÜK RESİM ANLAŞILMIYOR

Yaşadığımız çevrenin küçüklüğü ya da büyüklüğü, etkileşim halinde olduğumuz
insanların ufku, vizyonu ülke ve dünya gündemini anlamamızda, olayların iç yüzüne nüfuz
edebilmemizde belirleyici faktördür. Çevreyi ve dünyayı bizde var olan bilgiler ışığında
algıladığımızdan, önceden sahip olduğumuz ön bilgi, telkin, bakış açısı, adet, inanç, gelenek
ve görenek hem öğrenmemize, hem de takınacağımız tutumlara ve alacağımız kararlara
doğrudan etki eder.

Eğer küçük bir çevredeysek ve etkileşim halinde olduğumuz insanların ufku darsa
büyük resmi görmemiz neredeyse imkansızdır. Genelde bir önceki günün veya geçmişteki
anıların tekrarı şeklindeki konuşmalar insana hiçbir şey katmaz, ufuk ve vizyon kazandırmaz.
Kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılığı ile akan bilgiler ise çoğunlukla doğruluğu
kanıtlanmadığı için zihin karışıklığını artırmaktan başka bir işe yaramazlar. Çünkü artık
günümüzde sosyal medya genel anlamda herkesin çöpünü boşalttığı yoğun bir bilgi
kirliliğinden başka bir şey değildir. Bu çöpün içinde doğru bilgi kırıntılarını arayıp bulmak da
zihinsel bir eğitim ve sağlam bir bilinç gerektirmektedir.

Mümkün olsa ülkedeki her bir bireyin yurt dışına çıkarak ülkesinin dünyadaki
görünüşüne dışarıdan bakmasını çok isterdim. Çünkü yurt dışına çıktığınızda ve yabancılarla
etkileşime girdiğinizde ülkenizin her şeyine bir bütün olarak sahip çıkıyorsunuz. Tüm
uluslararası etkinliklerde mozayiğin en parlak taşı ve rengi siz olmak istiyorsunuz. Diğer
ülkelerle bir rekabet içine giriyorsunuz. Yurt içindeyken tartıştığımız ve ayrılığa düştüğümüz
konular bir anda anlamsızlaşıyor. Bayrağınızla, milletinizle, bulunduğunuz coğrafyanızla olan
bağınız daha da pekişiyor. “Ya biz neyin kavgasını veriyoruz ki?” diye kendi kendinize sitem
ediyorsunuz.

Farklı kültürlerle, farklı mekanlarla, farklı inançlarla, farklı insanlarla yüz yüze gelmek
ve onlarla etkileşime geçmek insanı olgunlaştırıyor. Bir ufuk, bir vizyon ve bir bakış açısı
kazandırıyor. Diğer yandan, “Doğdum aynı insanları gördüm, büyüdüm aynı insanları
gördüm, yaşlandım hala aynı insanları görüyorum ve aynı muhabbetleri dinliyorum” kısır
döngüsü insanın zihnine prangalar vurur. Zamanla farklı düşünemez, hayata farklı bakamaz
bir duruma geliriz. Bilgimiz fakir, ufkumuz dar, bakış açımız sınırlı olur.Halbuki farklı yerlere,

farklı kültürlere, farklı coğrafyalara yelken açmak dünyayı daha
objektif ve bir bütün halinde algılamamıza yardım eder. İster istemez kendimizi başka
kültürler, inançlar, adetler, gelenek ve göreneklerle karşılaştırma imkanı buluruz.
Bulunduğumuz konumu daha iyi tespit ederiz. Eksiklerimizi daha çabuk görürüz. Yapılması
gerekenler konusunda işbirliğine daha açık oluruz.

Öyleyse yepyeni bir eğitim vizyonu ile “demir alabiliriz”. Yepyeni okul gemileriyle
farklı coğrafyalara, farklı kültürlere, farklı inançlara, farklı adet, gelenek ve göreneklere
yolculuk yapabiliriz. Öğrencilerimiz öğretmenleriyle ve isteyen velileriyle birlikte yüzen
okullarda eğitim görebilirler. Tarihi, coğrafyayı, dil derslerini, din derslerini, matematiği,
geometriyi, fiziği, kimyayı daha etkin bir şekilde tatlı bir heyecan içinde öğrenebilirler.

Eğitime yepyeni bir bakış açısıyla hareket kazandıracağımız ve geleceğin ufku geniş,
vizyonlu öğrencilerini birlikte yetiştireceğimiz o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!