LİYAKATA ÖNEM VERMEYEN TOPLUMLAR FENA TOSLAR

Bir işi yapmaya ehil, o işten çok iyi anlayan ve layık olan anlamında kullanılan liyakat
sağlıklı işleyen bir yönetim sisteminin olmazsa olmazıdır. İdeal olan durum her meslek
sahibinin işini en başta severek seçmiş olmasıdır. Bunun için daha küçük yaşlarda gerekli
gözlem, yetenek ve eğilim testleri yapılır. Sonuçta kişiye en uygun meslek belirlenir ve gerekli
yönlendirmeler yapılır. Mesleğini bu şekilde seçmiş bir kişi liyakat kazanmış demektir.

Sadece çok kazandırıyor diye sevmediğimiz ve yeteneğimizin olmadığı bir mesleği
seçmek “Ben mutsuz olmak istiyorum” demektir. Çünkü sevmeden yapılan bir işin verdiği
mutsuzluğu kazanılan para mutluluğa çeviremeyecektir. Olsa olsa bir takım maddi tatmin
duygularıyla işi ile ilgili sıkıntı ve stresi bir parça bastırmaya yarayacaktır. Bu bastırma ve
baskı hali ise iş ile ilgili en ufak bir aksaklıkta öfke patlamalarına dönüşecektir. Örneğin
anlamadığı için itiraz eden bir hastanın doktoru tarafından azarlanması, anlamadığı için ikinci
kez soru soran bir öğrenciye öğretmeninin “Oğlum sen gerzek misin?” demesi gibi.

Meselenin bir diğer önemli boyutu da oy için iş dağıtılmasıdır. Üzülerek ifade
etmeliyim ki burada liyakatin L harfi bile söz konusu olmuyor. Kişinin siyasi görüşü ve kaydı
en belirleyici faktör oluyor. Hele hele menfaat kokusunu çok uzaklardan alabilen kişiler bu
durumu çok iyi kullanıyorlar. Bir çırpıda sözüm ona görüşlerini değiştiriyorlar(!), kayıtlarını
yaptırıyorlar. Peki bu kişilerin sizce kaçta kaçı işinin uzmanı, liyakat sahibi olarak karşımıza
çıkıyor?

Halbuki yapılması gereken uzun vadeli düşünmek ve insanları gerçek yeteneklerinin
olduğu alanlara ve işlere yönlendirmektir. Kalifiye eleman diye tabir ettiğimiz işten anlaması
gereken pozisyonlarda görevlendirme yaparken siyasi görüş aramamaktır. Çünkü işin ehli
olmadığı halde görev verilen kişilerin yaptıkları işleri berbat etmeleri sonucu uğranacak oy
kaybı çok daha fazla olacaktır. İşten anlamayanların işin başında olmaları uzun vadede tüm
toplumun geleceğini olumsuz yönde etkileyecektir.

O halde hepimiz sakince oturup düşünmeliyiz. En başta çocuklarımızı çok çok iyi
gözlemlemeli ve yeteneklerini keşfetmeliyiz. Çocuklarımızın ilgi ve yetenekleri doğrultusunda
eğitim sistemimizi yeniden düzenlemeliyiz. Onların ilgi ve yetenekleri doğrultusunda meslek
sahibi olmalarını sağlamalıyız. Siyaseti ülke yararına bir fikir ve proje üretme yarışması olarak
görmeliyiz. “Benden olsun çamurdan olsun” önyargısına saplanmamalıyız. “En iyisi olsun,
işler en iyi şekilde yürüsün” anlayışına sahip olmalıyız.

Sonuçta hepimiz bu vatana ve bu millete hizmet etmek için varız. Görevimizi en iyi
şekilde yapmalı, görevlendirdiğimiz kişilerde de aradığımız ölçü liyakat ve vatan sevgisi
olmalıdır.

Liyakate önem vereceğimiz ve bunun için gerekli altyapı düzenlemelerini acilen
yapacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!