SİTEM EDİLMEYİ GÖZE ALABİLİYOR MUYUZ?

Bizden öncekiler vatanları için, özgürlükleri için, kutsal değerleri için ölümü göze
almışlar ve bu aziz vatanı bizlere emanet etmişler; bizden sonra da gelecek nesillere sağlam
ve güçlü bir şekilde devretmemizi vasiyet etmişlerdir. Aldığımız bu emanete sahip çıkmak ve
bizden sonraki nesillere de güçlü bir şekilde devretmek en büyük önceliğimiz olmalıdır.

Canımızı ortaya koymak bir şeye sahip çıkma samimiyetinin zirve noktasıdır. Eğer bir
şey bizim için çok çok değerli ise ona canımız pahasına sahip çıkarız. Yitip giden
değerlerimizin neden yitip gittiğine baktığımız zaman en büyük sebep bizim sahip
çıkmayışımızdır. Sözün söylenmesi gereken yerlerde susuşumuz, hiç de gerekmediği
zamanlarda ise bol bol savuruşumuzdur. Toplantılarda susuşumuz kulislerde atışımızdır.
“Şimdi bana tavır konur, sitem edilir, çıkıntı denir” korkumuzdur.

Gelin kendimize küçük bir test yapalım: Çok samimi bir arkadaşınızın gireceği sınavda
sizden kopya çekme isteğini reddedebilir misiniz? Size darılmasına ya da sitem etmesine
göğüs gerebilir misiniz? Bu soruya “Evet çok rahat bir şekilde reddederim. Hatta bir daha
böyle bir şeye yeltenmemesi konusunda bunu bir fırsat bilerek onunla konuşurum. Bütün
buna rağmen bana küsüp darılırsa aldırış etmem, doğrulardan taviz vermem” diyorsanız sizi
temin ederim ki aydınlık bir gelecek bizi bekliyor. Yok eğer tam tersi davranıyorsanız hiç
kimseye dürüstlük vaazı vermeyin, ya da başkalarını dürüst olmamakla suçlamayın, çünkü
zaten sorunun kaynağı sizin bu davranışınızdır.

Düzelme isteyen ve bunda samimi olan önce kendinden başlasın ve bu düzelmeyi
kendinde gerçekleştirsin. Tıpkı trafikte çok kullanılan slogan gibi: “Siz kurallara uyun,
başkalarının da sizi takip ettiğini göreceksiniz”. Sorun bizim düzelmeyi samimi olarak isteyip
istemediğimiz ile alakalı. Yoksa birileri çıkıp masa başında bu işleri düzeltmeyecek. Eğer
uyacak bilinçli bir toplum profili yoksa kanunlar da çok fazla bir işe yaramaz ve tek başına bir
düzelme gerçekleştiremez.

O halde yapılması gereken herkesi bağlayan bildiğimiz evrensel değerler ve doğrular
konusunda samimi olmaktır. Örneğin hırsızlık kötüdür. Dürüstlük iyidir. Adam kayırma ve
rüşvet yanlıştır. Herkesin hakkıyla bir yerlere gelmesi doğrudur. Dili, dini ırkı, milliyeti,
cinsiyeti ne olursa olsun hemen herkesin onaylayacağı ya da onaylamayacağı bu davranış
örneklerini çoğaltmak mümkün.

Açıkça ifade etmeliyim ki düzelmenin püf noktası olumlu değişim konusundaki samimi
isteğimiz ve işe kendimizden başlamamızdır. Eğer işe kendimizden başlamıyorsak, küçücük
bir sitem edilmeye ya da tavır konulmaya dayanamıyorsak çözüm için daha çok baharlar
beklememiz gerekecek. Üstelik birilerinin gidip başka birilerinin gelmesiyle de olumlu yönde
değişim gerçekleşmeyecek. Çünkü yanlış tavrımız taş gibi ortada ve değişime en büyük engel.
Öyleyse samimi olalım. Sitem edilmek ya da tavır konulmak bizi doğrularımızı
yapmaktan alıkoymasın.

Böyle yaptığımız takdirde o özlediğimiz değişim gerçekleşecek bütün
değerler yerli yerine oturacaktır. Sevgi, saygı, dürüstlük, yardımlaşma ve paylaşım her çağda
geçerli olmuş bundan sonra da olacak değerlerimizdir. Zaten kendisi değerli olan bu
davranışlar bizler de önem verdikçe daha da yükselişe geçecektir. Unutmayalım ki altının
değeri sadece bozulmayan sarı bir metal olmasından dolayı değil; bizim ona yüklediğimiz
değerden kaynaklanıyor.

Doğruları hayatımızda uygulamak için sitem edilmeyi ya da tavır konulmayı
göğüsleyeceğimiz ve olumlu yönde değişimi hep birlikte yakalayacağımız o güzel ve mutlu
günlere beraberce el ele

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!