TOK GÖZLÜLÜK ASALETTİR

İki saat boyunca hayranlıkla dinlediğimiz konuşmacı bizi adeta büyüledi. Hitabeti,
bilgisi, kariyeri hepimizi hayran bıraktı. Sonra öğle yemeği faslına geçildi. Yemekten önce
iştah açıcı atıştırmalık lezzetli bir yiyecek bir tepsi içinde ortaya kondu. Az önce hayranlıkla
dinlediğimiz konuşmacı tepsiyi güzelce önüne çekti ve ne varsa silip süpürdü. Ağzını peçete
ile sildikten sonra sesli sesli geğirdi. Sonra yemekler geldi. Kendi yemeğini acele acele
yedikten sonra diğer konukların önüne gelen tabaklardan da birer çatal aldı. Böyle bir kişi
hakkında ne düşünürdünüz?

Bütün aldığımız eğitimden maksat hayatımızı devam ettirmek için bir meslek sahibi
olmanın yanında oturup kalkmasını, yiyip içmesini, kendinden başka diğer insanları da
düşünmesini ve de en önemlisi tok gözlü olmasını bilmektir. Aç gözlülük karizmayı çizmekle
kalmaz onu paramparça eder.

Tok gözlü olmak çocukken öğretilmesi gereken çok önemli bir özelliktir. İkram edilen
şeyi avuçlamamayı, lokmaları ağzına küçük parçalar halinde atmayı, kısacası yeme-içme
adabını çocuklarımıza öğretmeliyiz. Eğer bunu öğretmezsek, bu adabı öğrenmeden büyüyen
çocuklar açgözlü olurlar. İleriki yaşamlarında da bu özelliklerini devam ettirirler. Kendilerine
bir mevki-makam verildiğinde kadroları yakınlarıyla, karnını bulduklarıyla, ceplerini haksız
kazançlarıyla doldururlar.

Tok gözlülük kimde bulunursa bulunsun o kişiyi yüceltir. İşi, mesleği ne olursa olsun
başına en güzel soyluluk tacını giydirir. Bu özellik parayla alınmaz, hiçbir markette satılmaz,
hiçbir diploma sağlamaz. Sadece ve sadece aile ve okul terbiyesi ile kazandırılır. Asaletin
soydan geldiğinde bir gerçeklik payı vardır. Ancak asıl asalet huydan gelir. O huyların en
önemlilerinden biri de tok gözlülüktür.

Tabi ki bizim şu anki eğitim sistemi(!) ile bunu başarmamız çok zor. Eğitim sistemi ile
birlikte anne-baba tutumlarının da kökten değişmesi gerekiyor. Örneğin hangi veli çocuğu
okuldan geldiği zaman o gün kazandığı insani bir davranışın olup olmadığını soruyor. Varsa
yoksa puan. Kaç aldın? Kaçıncı oldun? Yüzdelik dilimin kaç? Vb. Peki puanlar alındı, mevki
tamam, kariyer garanti. Peki ya insanlık ne oldu?

Elbette sonuna kadar ümitli olacağız. Belki hepimiz sahile koşup ellerimize birer deniz
yıldızı alıp kurtarabildiklerimizi kurtaracağız. Bıkmadan, yılmadan, ümitsizliğe kapılmadan
çırpınacağız. Bu çaba, bu çırpınma elbette bize kanat çırptıracak ve yükseleceğiz.

Düştüğümüz yerden kalkacağız, yüceleceğiz ve yücelteceğiz. Belki mesajlarımız sözsüz olacak,
sessizliğin çığlığı ile vereceğiz örnekleri. Sözlerimiz, davranışlarımız ve hayat tarzımızla
çizeceğiz profillerimizi göklere, boya ve fırça kullanmadan. Herkes gelip geçerken bu fani
dünyadan bizler gök kubbede kalan hoş sedalar olacağız.

Maddenin ve materyalin tutsağı değil, onun efendisi olacağımız o güzel ve mutlu
günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!