ZALİMİN ZULMÜNE ORTAK OLMAYALIM

“Kardeşim benden sana bir kötülük geldi mi? Benimle ilgili bir sorunun var mı?” diyen,
ama diğer yandan çarpmadık insan bırakmamış, mirasta kardeşlerinin hakkını yemiş, ona
buna borç takmış, ama yalnız kalmamak için masasına oturacağı adam arıyor. İşte burada
bizim vereceğimiz cevap ve göstereceğimiz tepki iyiliğin ya da kötülüğün yaygınlaşması adına
belirleyici faktör olacaktır. “Gel buyur otur” mu diyeceğiz ya da “Kusura bakma benim senin
gibi insanlarla işim olmaz” tepkisini mi vereceğiz.

Kötülük yaptığını bile bile, göre göre bir insanın masasına gitmek, çayını içmek ya da
masaya buyur etmek, çay ısmarlamak “Senin yaptığın bütün kötülüklere destek veriyorum”
demektir. Burada ölçü o kişinin bize bir kötülüğünün dokunup dokunmaması değildir. Önemli
olan yaptığı kötülükleri karşısında birey ve toplum olarak ortak tepki verebilmemizdir. Bir
hayal edelim: Bir adam yaptığı kötülükler yüzünden yalnız kalsa, kimse yüzüne bakmasa,
selam vermese bu adam kötülük yapmaya devam edebilir mi? Bence edemez.
Tolumdaki kötülüklerin yaygınlaşması kötülük yaptığını bildiğimiz insanlara gereken
tepkiyi vermememiz yüzündendir. Kötülük yapan insana vereceğimiz tepki için kendimize
kötülük yapana kadar beklemek akıllı ve ahlaklı bir davranış değildir. Asıl erdemli ve ahlaklı
davranış kendimiz dışında bir başkasına yapılmış kötülük ve haksızlık karşısında cesurca tavır
koyabilmektir. Diğer türlüsü “Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın” bencilliğinden başka bir
şey değildir.

Kaybettiğimiz toplumsal değerlerin yeniden kazanılması için kötülükler karşısında
sessiz ve tepkisiz kalmamalıyız. Sessiz ve tepkisiz kaldığımızda kötülük yapana cesaret
verdiğimizi çok iyi bilmeliyiz. Sessiz ve tepkisiz kaldığımızda kötülük yapana kendini düzeltme
fırsatı vermiyoruz demektir. Dahası toplumda kötülüğün yaygınlaşmasını istiyoruz demektir.
Her birimizin söz ve davranışları bireyi, bireyler de toplumu etkiler. Hiçbirimiz “Ben bir
kişiyim, benim söz ve davranışımdan ne olur?” diyemeyiz. Bir onu, on yüzü, yüz bini, binler de
milyonları etkiler. Bu etkiye “domino taşı etkisi” ya da “kelebek etkisi” diyoruz.

O halde bir taraftan iyilik yapıp, iyilik yapanlara cesaret verirken diğer taraftan
kötülük yapanlara gerekli tepkiyi verip kötülük yapma cesaretlerini kırmalıyız. Böyle
yaptığımız takdirde toplumda yavaş yavaş iyilik hakim olmaya başlayacak, ışığın karşısında
karanlığın dayanamaması gibi kötülükler de bizim ortaya koyacağımız net tavırlar karşısında
fazla direnemeyecektir.
İyilik yapanları destekleyeceğimiz, kötülük yapanlara çok net tavırlar sergileyerek
kötülükleri engelleyeceğimiz o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

Bir cevap yazın

ABONE OL

error: Content is protected !!